Connect with us

Genel

Sağlıklı Beslenme denince; TAYLAN KÜMELİ

Sağlıklı yaşam için tek başına beslenme elbette yeterli değildir. Sağlıklı beslenme aslında multidisipliner bir yaşam tarzının bir parçadır.

Yayınlanma zamanı

-

Sağlıklı beslenme dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olmak nasıl bir duygu, bunu nasıl başardınız?
Öncelikle çok teşekkür ediyorum güzel görüşleriniz için. Mesleğe başladığım ilk günden itibaren bunun insan sağlığı için çok önemli bir bilgi olduğunun bilinciyle başladım. Benim için beslenme sadece insanların karnını doyurması değil; onların bütün hayatlarını şekillendiren ve onların hayatlarındaki başarılarını, dünya görüşlerindeki keyiflerini, enerjilerini ve gerçek anlamda kendilerine olan saygılarını dile getirdikleri bir alışkanlık aslında. Bu düşünceyle çok çalışmak bunun paralelinde geldi. Tabii sadece körü körüne çalışmanın ötesinde vizyoner bir bakış açısına da sahip olmak içinde keşfetmek, özgün olmak, yeniliklerle ilgili doğru bilgiyi uyarlamak ve bunu bilimsellikle potalamakda benim için oldukça önemli bir etken oldu. Benim tamamiyle size göre başarılı olduğumu söylediğiniz sırrım bunlar. Çok teşekkür ediyorum tekrar

Sağlıklı beslenme konusunda halk arasında doğru kabul edilen ama profesyonellerin yanlış dediği gerçekler var. Bunlar neler ve rafine bilgiye nasıl ulaşabiliyoruz?

Sağlıklı beslenmede doğru bilinen çok yanlış var. Doğru! bu düşünceye kesinlikle katılıyorum. Öncelikle normal sıradan bir vatandaş olarak herhangi bir konuyla ilgili duyduğumuz bir bilginin bilimsel kökenini araştırıp hayatımıza sokmamız lazım. Bu konu özellikle beslenmeyle ilgiliyse bizim bedenimizi ve genel sağlığımızı çok fazla etkileyecek bir unsur beslenme. Dolayısıyla eğer biz hayatımıza sağlıklı beslenmeyle ilgili bir bilgi sokacaksak önce onun doğruluğuyla ilgili emin olmamız gerekir.

Mesela sabah limonlu sıcak su bizi zayıflatır! Böyle bir şey yok. İnsanın kilo vermesini sağlayan en önemli unsur aldığı enerji ve verdiği enerji arasındaki dengedir. Suyun içerisine limon sıkıp her sabah aç karnınıza içmemiz midenizi deler ama bir su bardağı suya 1 dilim limon, 1 dilim elma, 1 parça kabuk tarçın, çok az mideniz sağlamsa organik elma sirkesi ve birkaç damla alkali damla sıkmak gününüze alkali olarak, daha enerjik ve daha tok olarak başlamanızı sağlar doğru olan budur.

2. olarak 7 ‘den sonra yemek yemeyin! Metropolde yaşadığımız ve son 2020 senemize dikkat edersek günlerimizin ve iş akışımızın birbirine geçtiği bir süreçte zaman sınırlamasıyla yemek yemek çok yanlış bir şey. Önemli olan yemek yediğimiz saat değil, yattığımız saattir.

3.olarak ben sadece D vitamini besinlerle birlikte alırım!  D vitamini besinlerde çok az miktarda bunulur. Yumurta sarısı, somon, mantar gibi besinlerde bulunur. Vücudumuza girdiğinde sentezlenmesi azalacağından D vitaminini besinlerle almak mümkün değildir. Güneş ışığından almak gerekir ve aldığınız güneş ışığının da enlem ve boylamında doğru yerde olması gerekir.

4. olarak kahverengi şeker beyaz şekerden daha sağlıklıdır! Hayır, daha az rafine edilmiştir ama özde ikisinin kalorileri ve vücuda girdikten sonra reaksiyonları aynıdır.

Bu vermiş olduğum örnekler doğru bilinen yanlışlardır. Bu örnekleri çoğalta biliriz tabii ki. Bu bilgilerin doğru bilgi olduğu ile ilgili önerimi de konuşmamın başlangıcında açıklamıştım

Pandemi ile birlikte yeni hayat düzenine geçtik. Sağlıklı beslenme için de yeni hayat düzenine uyumda farklılıklar var mı? Neleri değiştirmemiz gerekiyor?
Pandemi aslında herkesin sağlık korkusuyla hareket etmesinin ortak olduğu bir süreç. Bize ilk bunu öğretti. Hepimizin evde olduğu zaman dilimleri, iş yapma şekillerimiz, yakınlarımız ve arkadaşlarımızla görüşme normlarımız hepsi değişti. Tabii bunun içerisinde beslenmede değişti. İnsanlar iki psikolojiye girdiler. 1. Kıtlık psikolojisi 2. Ben evde kaldım ve artık dışardan avcı toplayıcı insan mantığıyla yemek bulamayacağım ve bu süreçte de ne yazık ki aç kalacağım korkusuyla depolama çok arttı ve buna paralel olarak insanların evde geçirdiği sürede arttığı için yemek yapma meyilleri arttı. Hiç görmediğimiz kadar pizza tarifleri hiç görmediğimiz kadar lahmacun tarifleri gördük sosyal medya üzerinde. Bu durumda bizim yapmamız gereken şey bağışıklık sistemimiz ve genel sağlık halimizi doğru bir şekilde düzenlemek. Bu düzenlemeyi doğru olarak yaparsak vücudumuz bunun karşılığında sağlıklı bir geri dönüş yapacaktır. Ama pandemi sürecinde evde kalmayı kıtlık psikolojisine girerek ya da illa yemekle kendimizi rahatlatma mantığını benimseyerek devam ettirmeye çalışırsak ne yazık ki çok daha üzücü ve yorucu bir süreç yaşarız. Çünkü aldığımız kiloların geri verilmesinin ötesinde vücudumuza verdiği sağlık zararları da bedenimiz için iyi olmayacaktır. Bunu değiştirmenin yolu da sağlık önemimizin değişmediği ve bizim bu önemi daha fazla ön plana çıkartma güdümüzün değişmediğini kendimize hatırlatmamızdır

Tek başına sağlıklı beslenmenin sağlıklı yaşamak için yeteli olduğunu düşünüyor musunuz?
Sağlıklı yaşam için tek başına beslenme elbette yeterli değildir. Sağlıklı beslenme aslında multidisipliner bir yaşam tarzının bir parçadır. Sağlıklı beslenmenin yanında ruhsal, bedensel ve zihinsel sağlığı da tamamlayan desteklerin de yanında olması gerekir. Yani sağlıklı beslenme yapılırken aynı zamanda fiziksel aktivitenizin yerinde olduğu, uyku düzeninizin doğru olduğu, meditasyonumuzu yaptığımız, stresimizi yönettiğimiz doğru şekilde iyilik ve mutluluk felsefesiyle enerjimizi yönlendirdiğimiz bir yaşam normu bizi daha sağlıklı ve daha doğru bir yaşama gönderir. Dolasıyla sağlıklı beslenme bu multidisipliner yaşamın olması gereken önemli bir parçasıdır. 

Bir röportajınızda “Aslında kilo vermek kendinize yapacağınız bir iyiliktir” demiştiniz. Nedir bu iyilik, bize ne kazandırır?
Evet gerçekten kilo vermek insanın kendisine en büyük iyiliktir. Çünkü vücudumuzdaki gereksiz yağ dokusunu taşımaya devam edersek o yağ dokusu enflamasyon dediğimiz hastalıkları çağıran yangı durumunu ortaya çıkarır. Yani vücuttaki gereksiz iltihaplanma, gereksiz enfeksiyona açık durumuna gelme durumunu arttırır. Biz sağlık olarak toparlar ve düzenlersek bunun akabinde gelen şey hem estetik olarak hem ruh olarak bize getirdiği iyiliği beraberinde yaşamak olur. Düşününki istediğiniz kıyafetleri giyebiliyorsunuz ve o kıyafetlerle hiçbir yerinizi saklamadan istediğiniz şekilde hareket ediyorsunuz. Bunun size getirdiği özgüven desteğini sağlığınızla beraber arkanıza aldığınızda kendiniz için yaptığınız çok güzel bir iyilik olacaktır. Kilo verme sürecinde bu yüzden de vazgeçmeden devam etmek gerekir

Her dönemin popüler diyetleri var. Kilo verme konusunda sizin için farklı sonuç veren diyet benim için farklı sonuç verebilir mi? Yani aklımıza yatan diyeti seçmek yerine nasıl bir yol izlemeliyiz?
Kişinin kilo vermesi kendi genetiğine, biokimyasına, fiziksel aktivite yetkinliğine, psikolojik yapısına ve besin çeşitliliğine bağlıdır. Bu özelliklerini bir yana bırakarak ketojenik diyet, alkali diyet, eliminasyon diyeti, aralıklı oruç diyeti, fasting diyetleri sadece sıvıya dayalı diyetlerle ve tek tip beslenmeyi sağlamak yanlıştır. Hepimizin hayatında bu tarz normları koyduğumuz diyet programları vardır. Ama diyet programlarında önemli olan sürdürülebilir, kişiye özel ve tüm besin gruplarını içeren içeriklerde olmasıdır. Bunlar popüler diyetlerin doğru tarafları görülerek kişinin bedensel özellikleri bilinerek onlara uyarlanmasıyla en doğru sonucu verir. Diyetlerimiz parmak izlerimiz gibidir. Aslında besin öğelerimiz aynıdır ama ufak farklılıklarla kişilerin hayatlarına adapte edilir. Bence en doğru olan yönlendirme bu şekildedir.


“Lezzetli olan her şey sağlıksız, sağlıklı olan her şey lezzetsiz” böyle mi gerçekten?
Hayır valla değil, lezzetli olan her şey sağlıksız, sağlıklı olan her şey lezzetsiz olduğuna inanmıyorum çünkü ne sağlıktan ne lezzetten benimde sloganım. Yani biz lezzetten vazgeçmiyoruz. Lezzeti veren şey illa onun içerisine koyduğunuz yağı, tuzu, salçası değildir. Tabii ki yine bunları yemeğinizin içerisine koyacaksınız, kalorisi olmayan baharatlar var onları ekleyeceksiniz, çok güzel otlarımız mevcut sadece lezzeti oluşturmak için biraz uğraş ve birde el hüneri gerekiyor. Lezzetin kişi bilincinde nasıl tariflendiğide çok önemli. Biz o tariflenmeyi değiştirmeye çalışıyoruz zaten. O değiştirmeyi yaptığımız zaman lezzetin sağlıklılıktan geçtiğiniz hep birlikte yaşayacağız.

 Hep sağlıklı mı besleniyorsunuz? Kaçamak yapıyorsanız bunun bir karşılığı oluyor mu? Arada kaçamak yapmak isteyenlere bu konuda neler önerirsiniz.
Ben hep sağlıklı beslenmeye çalışıyorum evet ama tabii ki arada benimde kaçamaklarım oluyor. Yani kaçamak olarak görmüyorum onu porsiyon kontrolü ile az yemem gereken yiyecekleri yiyorum. Örneğin; patates kızartması sevdiğim bir yiyecek ama patates kızartmasını ben ayda bir sadece bir küçük kâse yiyorum. Burada önerim  şu kişinin çok sevdiği yiyeceği ve yememesi gereken sağlığı için çok iyi olmayan yiyecekleri porsiyon kontrolü ile ve uzun aralıklarla yiyerek kaçamak olarak görmemesi ve bunu doğru bir şekilde hayatına alması ve doğru bir şekilde hayatından uzaklaştırması. Eğer üst üste çok yanlış bir şekilde beslenirsem hayatta olmaz binde bir ama ardından mutlaka 1 gün kendime kefir ve içine çok sevdiğim bir meyveyi koyup blenderdan geçirip bütün gün onu içtiğim bir temizlenme süreci oluşturuyorum ki bu yaşamımda çok az yaptığım bir süreçtir. Genellikle benim için doğru beslenmek hayatımın bir biçimi haline geldiğinden porsiyon kontrolü ve uzun aralıklarla yiyerek kaçamaklarımı gerçekleştiriyorum

Türk mutfağı hakkında ne düşünüyorsunuz? En iddialı bulduğunuz bölge neresi?
Türk mutfağı benim hayran olduğum ve aşık olduğum bir mutfak. Anadolu adı verilen hiçbir ülke yok, İçinde annenin dolu olduğu. Bu ne demek mutfağının anne eli kadar hünerli olduğu hiçbir mutfak yok bence dünyada. İçinde o kadar çok kültürler, uygarlıklar yaşatmış ki ve bu yaşattığı kültürlerin, uygarlıkların mutfağa yansımasını o kadar düzgün bir şekilde yapıp bizlere yansıtmış ki şu yöre fevkaladedir diyemiyorum. Lezzeti ön plana çıkarttığımızda belki Güneydoğu Anadolu, sağlığı ön plana çıkarttığımızda Ege, kültürü ön plana çıkarttığımızda Marmara, sentezi ön plana çıkarttığımızda Karadeniz, orta ve doğu Karadeniz, tamamiyle kapanmış bir topluluğun lezzete dönüşmesini ortaya çıkarttığınızda iç Anadolu diye bileceğimiz bir kültürün mutfağını taşıyoruz. Ben her yerine saygı diyorum ama ben bu gözle bakıyorum. Favorim tabii ki Ege mutfağı benim için kimse bilmesin 😊

Dünya mutfağında kendinizi hangi mutfağa daha yakın görüyorsunuz?

Dünya mutfağında bir kültürün gerçekten beğenilen ve sevilen bir mutfak haline gelebilmesi için imparatorluk yaşaması gerektiğini araştırmalarımla cidden gördüm. Dünya mutfağına baktığımızda beni en çok etkileyen mutfak hangisidir diye düşündüğümde aslında bizim mutfağımızın sonrasında gerçekten dönüp baktığımda aman çok iyi diyebileceğim bir mutfak yok ama ben Fransız mutfağını seviyorum. Orada bir özen ve kültür yansıması var. Tabaklar, az konulan yemekler, onun güzel sunumları, lezzet karışıklıkları ve sonrasında insanın keyifle doymasının etkisi var. Yani beni dünya mutfağında en etkileyen mutfak Fransız mutfağıdır. O lezzet ve yedikten sonra insanda bıraktığı rahatlığı seviyorum.

Çok teşekkür ederim, çok güzel sorulardı. Hepinize güzel, sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir yıl diliyorum.

Tamamını Oku
Reklam

Genel

Kötü Malzemeden İyi Yemek, Sonradan Aşçı, Çok Yiyenden Gurme Olmaz.

Her televizyona çıkıp beyaz aşçı ceketi giyen AŞÇI ve her dil bilen, ülke gezen, yemek seven de GURME değildir.

Published

on

Artık yeni adı ile başlayan her gastronomi çalışmasına alerjim var. Eğer birileri buna değişime direnmek diyorsa kabulümdür. Çünkü yeni ya da modern gastronomi bana göre kandırmaca, özenti hatta İLLÜZYON. Günümüzde yazılı-görsel basın ve medya korkarım kitleleri yanlış bilgilendiriyor. Elbette bu bir rant ilişkisi ve sonuç ortada. Bugün dünya bu durumu kabullendi ama biz her zaman olduğu gibi gelişen dünyayı elli yıl arkadan takip ettiğimiz için bugün gastronomi mezarlığında nerede ise eskimeye başlayan MOLEKÜLER, FÜZYON gibi mezar taşlarından medet umuyoruz. Güçlü lobilere sahip markalar ve seçenler arasında başlayan çıkar ilişkileri doğal olarak sonuçta tüketicilerin kandırılması yanıltılması anlamına geliyor. Özetle daha çok sosyalleşen ve PR yapan işletmeler ya da şefler öne çıkıyor daha sonra şefler ve işletmeler açısından bu durum ranta dönüşüyor. Burada dikkat çeken husus bu kandırmacaya dayanan sistemin insanlar açısından da kabul görmesi.  Burada yine o YENİ / MODERN denen sihirli ve zehirli kelime başrolde sözüm ona yeni deneyimler, farklı teknikler, estetik sunumlar ile lezzet, sağlık ve kişilikten uzak bir YENİ MUTFAK yani aslında KANDIRMACA.  Yeni fikir ve geleneğe dayalı hikayelere saygım büyük ve açıkçası çok da ihtiyacımız var. Ancak yemekten çok birlikte sunulan fikirler ve hikayeler öne çıkıp işin aslından uzaklaşılınca ve bir de hikayelerin tabakta karşılığı bulunamayınca işin çivisi çıkıyor.

Müşteri ne arıyor lezzet mi, estetik mi, kimlik mi cevap basit HEPSİ ama ince çizgi şu, müşteri aynı zamanda tabağında GERÇEK olanı da arıyor. Yani arkasında emek ve yemek arasındaki ilişkinin görüldüğü yemeğin yapıldığı ürünlerin kalitesi ve o yemeğin ortaya çıkmasında etkin olan kültürün gücünü, şefin yeteneğini, ürün kalitesini arıyor. Güzel süslü tabaklar, şaşalı mekanlar ama hazırladığı yemeğin içindeki ürünleri bile tam olarak tanımayan şefler ve bu saçmalıkları kendince ballandırarak anlatan sözüm ona hikmetleri kendilerinden menkul gurmeler. Her yemek, farklı yerlere dokunmalı, farklı şeyler anlatmalı, farklı dünyalara götürmeli sonuç olarak faklı keyifler yaşatmalı.  Yani özetle MUTFAK ŞEFİ, ÜRÜN KALİTESİ, DOĞRU SERVİS, İŞLETME KONSEPTİ birbiri ile etkileşime girmeden etkileyici bir son ürün düşünülemez. İyi bir malzeme, kendini en iyi temsil edebileceği veya ana öğeyi en iyi destekleyebileceği reçetedeki rolüne ancak iyi bir şefin elinde en uygun şekilde işlenerek kavuşur kısaca KÖTÜ MALZEMEDEN İYİ BİR YEMEK ÇIKMAZ ama elbette devamı var coğrafi ve mevsimsel koşullar, doğru tedarik-lojistik, restoranın operasyon el dinamikleri ve ekonomisini de dikkate aldığımızda, bu uzun soluklu emek ve bilgi isteyen bir süreç.

Bütün bu düşüncelerin temelinde elbette YİYECEK VE İÇECEK İŞLETMELERİ, MUTFAK ŞEFLERİ ve sözüm ona onları eleştiren GURME müsveddeleri var. Ne yapmak lazım oldukça basit incelenmek araştırmak lazım. NE ZAMAN AŞÇI OLMUŞ, KİMİN ÇIRAĞI YA DA HANGİ OKUL MEZUNU, KAÇ YIL HANGİ PROFESYONEL MUTFAKTA YEMEK YAPMIŞ öğrenmek basit girin GOOGLE cevaplasın. Bu sorularınız cevapsız kalırsa sen nasıl-niye MUTFAK ŞEFİ oluyorsun diye sorun. Piyasada Gurme sıfatı ile para kazananlara MUTFAK BİLGİN NE, HANGİ ALANLARDA NASIL İHTİSAS YAPTIN YA DA SEKTÖRÜN NE KADAR İÇİNDESİN, NEYE GÖRE DEĞERLENDİRİYORSUN yine bu sorularınız cevapsız kalırsa sen nasıl-niye GURME oluyorsun diye sorun.  Her televizyona çıkıp beyaz aşçı ceketi giyen AŞÇI ve her dil bilen, ülke gezen, yemek seven de GURME değildir unutmayın sizde süslü yalanlara inanan kerizlerden olmayın.

Tamamını Oku

Genel

Türkiye’nin ilk dijital gastronomi festivali sona erdi

4. ULUSLARARASI ADANA LEZZET FESTİVALİ Adana’nın sınırlarını aştı, dijital dünyada fırtına estirdi

Published

on

“İlham Veren Tüm Renkleriyle” temasıyla gerçekleşen ve “Türkiye’nin İlk Dijital Gastronomi Festivali” olma özelliği taşıyan 4. Uluslararası Adana Lezzet Festivali, 11 Ekim Pazar günü lezzet dolu bir programla görkemli bir final yaptı. Fiziksel bir buluşma olmadan gerçekleşen festival; geleneksel mutfak zenginliğini yansıtan mutfak atölyeleri, gastro şovlar, tadım oturumları, söyleşiler, kentin önde gelen lezzet markalarının hikayeleri ile rengarenk görüntülere sahne oldu. 4. Adana Lezzet Festivali, Adana’nın sınırlarını aşarak 3 gün boyunca dijital dünyada fırtına estirdi.

4. Uluslararası Adana Lezzet Festivali, 11 Ekim Pazar günü lezzet dolu bir programla görkemli bir final yaptı. Tüm dünyada ve Türkiye’de etkili olan koronavirüs salgını sebebiyle Adana Valiliği ev sahipliğinde dijital olarak gerçekleşen festivalin teması bu yıl, “İlham Veren Tüm Renkleriyle Adana”ydı. Fiziksel bir buluşma olmadan geleneksel mutfak zenginliğini yansıtan mutfak atölyeleri, gastro şovlar, tadım oturumları, söyleşiler, kentin önde gelen lezzet markalarının hikayeleri ile 3 gün boyunca rengarenk görüntülere sahne olan 4. Adana Lezzet Festivali, Adana’nın sınırlarını aşarak dijital dünyada geniş kitlelerle buluştu.

Adana bu kez dijital dünya sahnesindeydi!

Açılışı Merkez Park’ta yapılan ve yayınların Adana Müzesi’nde gerçekleştiği 4. Adana Lezzet Festivali, 9 Ekim’de mangal ateşinin yakılmasının ardından ülkemizin et profesörü olarak bilinen Cüneyt Asan’ın ve yerel şeflerin uzun süre konuşulacak gastro şovu ile açıldı. Sahrap Soysal, Ebru Baybara Demir, Hazer Amani, Orhan Demirok, Yunus Emre Akkor gibi ünlü şeflerin Adana mutfağını vurgulayan şovları büyük bir ilgiyle izlendi. Festival dünyaca ünlü pek çok özel konuğu da festival severlerle buluşturdu. Steven Raichlen, dünyanın diğer ucundan “Etin Diyarı Adana”yı selamlarken Le Cordon Bleu İstanbul Yönetici Eğitmen Şefi Luca de Astis de İstanbul’dan bağlanarak canlı bir gastro şovla festivali renklendirdi.

İkinci gün, Gazeteci Cüneyt Özdemir’in Adana Valisi Süleyman Elban söyleşisi ile başladı

Festivalin ikinci gününde söyleşi bölümü ise; gazeteci Cüneyt Özdemir’in Adana Valisi Süleyman Elban ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile gerçekleştirdiği sohbet ile başladı. Sonrasındaysa festival, Türkiye’nin ünlü şefleri Sahrap Soysal ve Ebru Baybara Demir’in Adanalı Kadın Kebap Ustası Melek Kıyan eşliğindeki “Kadın Şefler Mangal Başında” gastro şovu ile devam etti.

Adana Kebabı’na kadın eli değdi

4. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nin sosyal medya kanallarından canlı yayınlanan “Kadın Şefler Mangal Başında” gastro şovunda Coğrafi İşaret Tescil Belgesi ile taçlandırılan Adana Kebabı’nın tüm detayları konuşuldu. Adana şehriyle bütünleşmiş Adana Kebabı hazırlanırken kullanılan malzemelerden pişirme tekniğindeki püf noktalarına, pişirilmesinden sunumuna kadar tüm incelikleri anlatıldı. Ünlü şefler Sahrap Soysal ve Ebru Baybara Demir ile Adanalı Kadın Kebap Ustası Melek Kıyan’ın gastro şovunda daha çok erkek ustalardan tatmaya alıştığımız Adana Kebabı’na kadın eli değdi.

Steven Raichlen, dünyanın diğer ucundan “Etin Diyarı Adana”yı selamladı

Birbirinden özel konukların ağırlandığı, sokak sokak Adana lezzetlerinin keşfedildiği, kentin asırlık çınarlarının hikayelerine tanıklık ettiğimiz festival, dünyaca ünlü pek çok özel konuğu da festival severlerle buluşturdu. Et ve barbekü denildiğinde ilk akla gelen isim olan dünyanın en ünlü et uzmanlarından Amerikalı şef, yazar ve televizyon yıldızı Steven Raichlen, dünyanın öbür ucundan, ABD Miami’den “Etin Diyarı Adana”yı selamladı. Izgara üzerine otuzdan fazla kitabın yazarı, Japonya’dan Amerika’ya birçok ülkede televizyon şovları yayınlanan Raichlen, pek çok kez Türkiye’yi ziyaret ettiğinden bahsetti ve Türkiye’yi çok sevdiğini söyledi.

Adana Kebabından ilham alan portakallı ördek çok ilgi gördü

Festivalin son günü açılışını, Şef Osman Kuşdemir ve Şef Barış Akgül ile Şef Mehtap Kenanoğlu ve Şef Veli Menevşe, festivale özel hazırladıkları iki gastro şov ile yaptı. Genetik Mühendisi, Beslenme Uzmanı Dr. Melis Durası’nın “Topraktan Sofraya Beslenme Kültürü”nü yorumladığı program ise ilgiyle izlendi. Le Cordon Bleu İstanbul Yönetici Eğitmen Şef Luca de Astis, İstanbul’dan canlı olarak bağlandığı gastro şovunda Adana Kebabından ilham alarak yorumladığı portakallı ördek ile epey ilgi gördü. Komili degüstatörü ve Ayvalık Operasyon Müdürü Mehmet Cavlı, gastronomi dünyasının duayen isimleri, şef ve gazetecilerden oluşan konuklarıyla birlikte sosyal mesafe kuralları çerçevesinde nefis bir zeytinyağı tadımı gerçekleştirdi.

Şef Hazer Amani’den Adana’ya özelşalgamlı Şah Pilavı yorumu

Ünlü şef Hazer Amani’nin Adana’dan canlı olarak yayınlanan gastro şovu ise festivalin son gününe damgasını vurdu. Gastro şovda Amani’ye Adanalı Şef Bedia Gücüm eşlik etti. Hazer Amani ve Bedia Gücüm’ün Adana lezzetlerinden şalgam ile yeni bir boyuta taşıdığı Şah Pilavı, Adana Mutfağına yepyeni bir tat ve yorum kazandırdı.

Gastronomi dünyasının duayen isimleri bir aradaydı

Festivalin son gününde Mutfak Dostları Derneği Yönetim Başkanı ve Milliyet Gazetesi Yazarı Zeynep Kakınç’ın moderatörlüğünü yaptığı “Gastronomi Şehri Olmak” konulu panelde; Çukurova Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Lutfi Altunsu, İpekyolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Burhan Akyılmaz, Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Onur Yıldız ve Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Veli Oğuz gastronomi şehri olma yolculuğunu konuştular. Akdeniz Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Tourism Today Genel Yayın Yönetmeni Haluk Özsevim yönetimindeki “Pandemi Sonrası Gastronomi Turizminde Motivasyon ve Sürdürülebilirlik” konulu bir diğer oturumun konukları, Adana İl Kültür ve Turizm Müdürü Sabri Tari, turizmci ve danışman Cem Kınay ile Hapimag Resort Operasyonları Türkiye Direktörü Kerem Demirkol oldu. Gazeteci, yazar, MDD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Slow Food İzmir Bardacık Birliği Lideri Nedim Atilla’nın moderatörlüğündeki “İyi, Temiz ve Adil Gıda…” panelinde ise Slow Food Adana Birliği Lideri Pırıl Bilici, Slow Food Tarsus Birliği Lideri Yasmina Lokmanoğlu ve ÇUKTOB Başkanı, TÜROFED ve TURYİD Yönetim Kurulu Üyesi Tayyar Zaimoğlu iyi, temiz ve adil gıdanın geleceğini masaya yatırdı. Hürriyet Gazetesi Yazarı ve MDD Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Erke moderatörlüğündeki “Geleceğe Bakış: Dijital Gastronomi” başlıklı son panelin konuğu ise, MDD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği Başkanı Osman Serim oldu.

Adana’nın lezzet hazineleri dijital dünyada

Festival boyunca, Perulu şef Bruno Santa Cruz ve İtalyan şef Matteo Bertuletti şef Türev Uludağ eşliğinde “Lezzet Durakları”nı gezerken; bir yandan da Gastronomi Dergisi yazarı Aliye Gümüş sunuculuğunda gerçekleşen “Adana Yerel Yemekleri Atölyesi”nde Adanalı kadınların geleneksel mutfak zenginliğini yansıtan yemek yapımları izlendi. Festival akışı içerisinde; yöreye özgü ürünlerin hasat ve üretim süreçleri, sokak lezzetlerinin incelikleri, kentin asırlık çınarları ekranlara taşındı.

4. Uluslararası Lezzet Festivali, Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın trio konseriyle Adana lezzetlerine müzikle renk katarak kapanışını yaptı.

4. Uluslararası Lezzet Festivali’nin tüm programı festivalin YouTube kanalı üzerinden tekrar izlenebiliyor. (https://www.youtube.com/c/AdanaLezzetFestivali01)

Tamamını Oku