Connect with us

Genel

Anadolu Sofralarının Vazgeçilmezi: TULUM PEYNİRİ

Yerel tulum peynirleri; adıyla anıldığı coğrafyadan kopmuşlar için aidiyet unsuru olarak günlük sohbetlerine konu, hatta ikram ve hediyelerde karşılığı, değeri açısından kıymetlendirilmeyenlerden kabul edilmeye başladı.

Yayınlanma zamanı

-

Anadolu’da üretilen yerel, geleneksel peynirlerin kültürel taşıyıcılar olduğu kadar şifa kaynağı besinler olduklarını da biliyoruz. En yaygın üretilen peynirlerimizden tulum peyniri üzerine iki laf edip bilgilerimizi güncelleyelim mi?

Tulum peyniri, Anadolu’da üretilen peynirler içinde en yaygın üretileni diyebiliriz ki; 7 bölgede 70 isimle anılıp, özel rehya ve tatları ile sunulur. Kaşar ve beyaz peynirden sonra da en çok tüketilen, coğrafyamızın özgünlükleri ile zengin bir çeşitlilik…

Damaklarımızda lezzet, sofralarımızda bereket, sağlıklı yaşamımızda şifa; her ilimiz, ilçemiz için bazen de bölgelerimiz için övünç, adıyla anıldığı coğrafyadan kopmuşlar için aidiyet unsuru olarak günlük sohbetlerine konu, hatta ikram ve hediyelerde karşılığı, değeri açısından kıymetlendirilemeyen hediyelerden kabul edilmeye başlanıldı yerel tulum peynirleri.

Tulum peyniri, göç nedeni ile kırsal alandaki nüfusun ve gıda üretimindeki lezzet ve ürün çeşitliliğinin giderek azalması nedeniyle damaklardaki özel tatları, kokuları, rehyaları arayan, kırsal alandan kopmuş, kentte yaşayanlar arasında “memleketten gök tulum geldi; bir araya gelelim” ile başlayan sohbetlerin ana konusu olmakta.

Göçer olarak yaşamını sürdüren çoban toplulukları, sütlerini uzun süre muhafazada ve nakletmekte olanaklarının kısıtlı olduğu dönemlerde, ihtiyaçları kadar peynir yaparak başladılar tulum peyniri üretmeye. Geleneksel peynir imalat kültürümüz giderek sektöre dönüştü birçok bölgemizde. Ev, çiftlik ve yaylalarda üretilen; mağaralarda, toprakta, ağaç köklerindeki obruklarda olgunlaştırılan tulum peynirlerinin yörelere göre özgün lezzetler oluşturduğunu biliyoruz.

Tulum peynirini temelde iki başlık altında tanımlayabiliriz: Salamura tulumlar ve kuru tulumlar. Bunlar, içine konulduğu kaba göre de bölgelerde adlandırılır; vakidir, külek, sandık peyniri, küp, küpecik, deri, bez, karın…

Son dönemde bazı bölgelerde plastik bidonlara da peynir tepilmeye başlandı.

Tulum peynirine Anadolu’da verilen isimlerden birkaçı;  tuluk, motal, bağalak, boğana, peynir bağlaması, avrinç, ilikme, tomas…  Yine bilinen çeşitlerimizden: Kargı, Karaman, Karaman obruk, Afyon tulumu, Cihanbeyli, Ermenek, küflü, bezde, Kayseri, Isparta, Erzincan, Şavak, Mut, berto, çepni, armola, serto, karın kaymaklı, Bergama, deri salamura, İzmir teneke, Karaburun, Muş, Elazığ, Giresun, Konya, Kars… Bu listeyi uzatmak mümkün…

Motal peyniri, tüm Kafkasya ve Kars bölgesinde sevilen, aranan bir peynir… Ağustos, eylül aylarında hazırlanan derilere, dilim dilim tepilen peynir kasım sonu sofralarda yerini alır. Önümüzdeki dönem, tulum çeşitlerimizi birbirinden ayıran farklılıkları, ayrıntılarıyla irdeleyerek bu farklılıkların nedenlerine işaret edeceğiz ve bu küçük ayrıntıların bizi hangi lezzet durağına götüreceğini de birlikte göreceğiz.

Gıdanız, şifanız olsun… 

_Mutfak Magazin | Sayı 03 | Temmuz Ağustos 2016 | İlhan KOÇULU

Tamamını Oku
Reklam
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Kötü Malzemeden İyi Yemek, Sonradan Aşçı, Çok Yiyenden Gurme Olmaz.

Her televizyona çıkıp beyaz aşçı ceketi giyen AŞÇI ve her dil bilen, ülke gezen, yemek seven de GURME değildir.

Published

on

Artık yeni adı ile başlayan her gastronomi çalışmasına alerjim var. Eğer birileri buna değişime direnmek diyorsa kabulümdür. Çünkü yeni ya da modern gastronomi bana göre kandırmaca, özenti hatta İLLÜZYON. Günümüzde yazılı-görsel basın ve medya korkarım kitleleri yanlış bilgilendiriyor. Elbette bu bir rant ilişkisi ve sonuç ortada. Bugün dünya bu durumu kabullendi ama biz her zaman olduğu gibi gelişen dünyayı elli yıl arkadan takip ettiğimiz için bugün gastronomi mezarlığında nerede ise eskimeye başlayan MOLEKÜLER, FÜZYON gibi mezar taşlarından medet umuyoruz. Güçlü lobilere sahip markalar ve seçenler arasında başlayan çıkar ilişkileri doğal olarak sonuçta tüketicilerin kandırılması yanıltılması anlamına geliyor. Özetle daha çok sosyalleşen ve PR yapan işletmeler ya da şefler öne çıkıyor daha sonra şefler ve işletmeler açısından bu durum ranta dönüşüyor. Burada dikkat çeken husus bu kandırmacaya dayanan sistemin insanlar açısından da kabul görmesi.  Burada yine o YENİ / MODERN denen sihirli ve zehirli kelime başrolde sözüm ona yeni deneyimler, farklı teknikler, estetik sunumlar ile lezzet, sağlık ve kişilikten uzak bir YENİ MUTFAK yani aslında KANDIRMACA.  Yeni fikir ve geleneğe dayalı hikayelere saygım büyük ve açıkçası çok da ihtiyacımız var. Ancak yemekten çok birlikte sunulan fikirler ve hikayeler öne çıkıp işin aslından uzaklaşılınca ve bir de hikayelerin tabakta karşılığı bulunamayınca işin çivisi çıkıyor.

Müşteri ne arıyor lezzet mi, estetik mi, kimlik mi cevap basit HEPSİ ama ince çizgi şu, müşteri aynı zamanda tabağında GERÇEK olanı da arıyor. Yani arkasında emek ve yemek arasındaki ilişkinin görüldüğü yemeğin yapıldığı ürünlerin kalitesi ve o yemeğin ortaya çıkmasında etkin olan kültürün gücünü, şefin yeteneğini, ürün kalitesini arıyor. Güzel süslü tabaklar, şaşalı mekanlar ama hazırladığı yemeğin içindeki ürünleri bile tam olarak tanımayan şefler ve bu saçmalıkları kendince ballandırarak anlatan sözüm ona hikmetleri kendilerinden menkul gurmeler. Her yemek, farklı yerlere dokunmalı, farklı şeyler anlatmalı, farklı dünyalara götürmeli sonuç olarak faklı keyifler yaşatmalı.  Yani özetle MUTFAK ŞEFİ, ÜRÜN KALİTESİ, DOĞRU SERVİS, İŞLETME KONSEPTİ birbiri ile etkileşime girmeden etkileyici bir son ürün düşünülemez. İyi bir malzeme, kendini en iyi temsil edebileceği veya ana öğeyi en iyi destekleyebileceği reçetedeki rolüne ancak iyi bir şefin elinde en uygun şekilde işlenerek kavuşur kısaca KÖTÜ MALZEMEDEN İYİ BİR YEMEK ÇIKMAZ ama elbette devamı var coğrafi ve mevsimsel koşullar, doğru tedarik-lojistik, restoranın operasyon el dinamikleri ve ekonomisini de dikkate aldığımızda, bu uzun soluklu emek ve bilgi isteyen bir süreç.

Bütün bu düşüncelerin temelinde elbette YİYECEK VE İÇECEK İŞLETMELERİ, MUTFAK ŞEFLERİ ve sözüm ona onları eleştiren GURME müsveddeleri var. Ne yapmak lazım oldukça basit incelenmek araştırmak lazım. NE ZAMAN AŞÇI OLMUŞ, KİMİN ÇIRAĞI YA DA HANGİ OKUL MEZUNU, KAÇ YIL HANGİ PROFESYONEL MUTFAKTA YEMEK YAPMIŞ öğrenmek basit girin GOOGLE cevaplasın. Bu sorularınız cevapsız kalırsa sen nasıl-niye MUTFAK ŞEFİ oluyorsun diye sorun. Piyasada Gurme sıfatı ile para kazananlara MUTFAK BİLGİN NE, HANGİ ALANLARDA NASIL İHTİSAS YAPTIN YA DA SEKTÖRÜN NE KADAR İÇİNDESİN, NEYE GÖRE DEĞERLENDİRİYORSUN yine bu sorularınız cevapsız kalırsa sen nasıl-niye GURME oluyorsun diye sorun.  Her televizyona çıkıp beyaz aşçı ceketi giyen AŞÇI ve her dil bilen, ülke gezen, yemek seven de GURME değildir unutmayın sizde süslü yalanlara inanan kerizlerden olmayın.

Tamamını Oku

Genel

Türkiye’nin ilk dijital gastronomi festivali sona erdi

4. ULUSLARARASI ADANA LEZZET FESTİVALİ Adana’nın sınırlarını aştı, dijital dünyada fırtına estirdi

Published

on

“İlham Veren Tüm Renkleriyle” temasıyla gerçekleşen ve “Türkiye’nin İlk Dijital Gastronomi Festivali” olma özelliği taşıyan 4. Uluslararası Adana Lezzet Festivali, 11 Ekim Pazar günü lezzet dolu bir programla görkemli bir final yaptı. Fiziksel bir buluşma olmadan gerçekleşen festival; geleneksel mutfak zenginliğini yansıtan mutfak atölyeleri, gastro şovlar, tadım oturumları, söyleşiler, kentin önde gelen lezzet markalarının hikayeleri ile rengarenk görüntülere sahne oldu. 4. Adana Lezzet Festivali, Adana’nın sınırlarını aşarak 3 gün boyunca dijital dünyada fırtına estirdi.

4. Uluslararası Adana Lezzet Festivali, 11 Ekim Pazar günü lezzet dolu bir programla görkemli bir final yaptı. Tüm dünyada ve Türkiye’de etkili olan koronavirüs salgını sebebiyle Adana Valiliği ev sahipliğinde dijital olarak gerçekleşen festivalin teması bu yıl, “İlham Veren Tüm Renkleriyle Adana”ydı. Fiziksel bir buluşma olmadan geleneksel mutfak zenginliğini yansıtan mutfak atölyeleri, gastro şovlar, tadım oturumları, söyleşiler, kentin önde gelen lezzet markalarının hikayeleri ile 3 gün boyunca rengarenk görüntülere sahne olan 4. Adana Lezzet Festivali, Adana’nın sınırlarını aşarak dijital dünyada geniş kitlelerle buluştu.

Adana bu kez dijital dünya sahnesindeydi!

Açılışı Merkez Park’ta yapılan ve yayınların Adana Müzesi’nde gerçekleştiği 4. Adana Lezzet Festivali, 9 Ekim’de mangal ateşinin yakılmasının ardından ülkemizin et profesörü olarak bilinen Cüneyt Asan’ın ve yerel şeflerin uzun süre konuşulacak gastro şovu ile açıldı. Sahrap Soysal, Ebru Baybara Demir, Hazer Amani, Orhan Demirok, Yunus Emre Akkor gibi ünlü şeflerin Adana mutfağını vurgulayan şovları büyük bir ilgiyle izlendi. Festival dünyaca ünlü pek çok özel konuğu da festival severlerle buluşturdu. Steven Raichlen, dünyanın diğer ucundan “Etin Diyarı Adana”yı selamlarken Le Cordon Bleu İstanbul Yönetici Eğitmen Şefi Luca de Astis de İstanbul’dan bağlanarak canlı bir gastro şovla festivali renklendirdi.

İkinci gün, Gazeteci Cüneyt Özdemir’in Adana Valisi Süleyman Elban söyleşisi ile başladı

Festivalin ikinci gününde söyleşi bölümü ise; gazeteci Cüneyt Özdemir’in Adana Valisi Süleyman Elban ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile gerçekleştirdiği sohbet ile başladı. Sonrasındaysa festival, Türkiye’nin ünlü şefleri Sahrap Soysal ve Ebru Baybara Demir’in Adanalı Kadın Kebap Ustası Melek Kıyan eşliğindeki “Kadın Şefler Mangal Başında” gastro şovu ile devam etti.

Adana Kebabı’na kadın eli değdi

4. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nin sosyal medya kanallarından canlı yayınlanan “Kadın Şefler Mangal Başında” gastro şovunda Coğrafi İşaret Tescil Belgesi ile taçlandırılan Adana Kebabı’nın tüm detayları konuşuldu. Adana şehriyle bütünleşmiş Adana Kebabı hazırlanırken kullanılan malzemelerden pişirme tekniğindeki püf noktalarına, pişirilmesinden sunumuna kadar tüm incelikleri anlatıldı. Ünlü şefler Sahrap Soysal ve Ebru Baybara Demir ile Adanalı Kadın Kebap Ustası Melek Kıyan’ın gastro şovunda daha çok erkek ustalardan tatmaya alıştığımız Adana Kebabı’na kadın eli değdi.

Steven Raichlen, dünyanın diğer ucundan “Etin Diyarı Adana”yı selamladı

Birbirinden özel konukların ağırlandığı, sokak sokak Adana lezzetlerinin keşfedildiği, kentin asırlık çınarlarının hikayelerine tanıklık ettiğimiz festival, dünyaca ünlü pek çok özel konuğu da festival severlerle buluşturdu. Et ve barbekü denildiğinde ilk akla gelen isim olan dünyanın en ünlü et uzmanlarından Amerikalı şef, yazar ve televizyon yıldızı Steven Raichlen, dünyanın öbür ucundan, ABD Miami’den “Etin Diyarı Adana”yı selamladı. Izgara üzerine otuzdan fazla kitabın yazarı, Japonya’dan Amerika’ya birçok ülkede televizyon şovları yayınlanan Raichlen, pek çok kez Türkiye’yi ziyaret ettiğinden bahsetti ve Türkiye’yi çok sevdiğini söyledi.

Adana Kebabından ilham alan portakallı ördek çok ilgi gördü

Festivalin son günü açılışını, Şef Osman Kuşdemir ve Şef Barış Akgül ile Şef Mehtap Kenanoğlu ve Şef Veli Menevşe, festivale özel hazırladıkları iki gastro şov ile yaptı. Genetik Mühendisi, Beslenme Uzmanı Dr. Melis Durası’nın “Topraktan Sofraya Beslenme Kültürü”nü yorumladığı program ise ilgiyle izlendi. Le Cordon Bleu İstanbul Yönetici Eğitmen Şef Luca de Astis, İstanbul’dan canlı olarak bağlandığı gastro şovunda Adana Kebabından ilham alarak yorumladığı portakallı ördek ile epey ilgi gördü. Komili degüstatörü ve Ayvalık Operasyon Müdürü Mehmet Cavlı, gastronomi dünyasının duayen isimleri, şef ve gazetecilerden oluşan konuklarıyla birlikte sosyal mesafe kuralları çerçevesinde nefis bir zeytinyağı tadımı gerçekleştirdi.

Şef Hazer Amani’den Adana’ya özelşalgamlı Şah Pilavı yorumu

Ünlü şef Hazer Amani’nin Adana’dan canlı olarak yayınlanan gastro şovu ise festivalin son gününe damgasını vurdu. Gastro şovda Amani’ye Adanalı Şef Bedia Gücüm eşlik etti. Hazer Amani ve Bedia Gücüm’ün Adana lezzetlerinden şalgam ile yeni bir boyuta taşıdığı Şah Pilavı, Adana Mutfağına yepyeni bir tat ve yorum kazandırdı.

Gastronomi dünyasının duayen isimleri bir aradaydı

Festivalin son gününde Mutfak Dostları Derneği Yönetim Başkanı ve Milliyet Gazetesi Yazarı Zeynep Kakınç’ın moderatörlüğünü yaptığı “Gastronomi Şehri Olmak” konulu panelde; Çukurova Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Lutfi Altunsu, İpekyolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Burhan Akyılmaz, Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Onur Yıldız ve Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Veli Oğuz gastronomi şehri olma yolculuğunu konuştular. Akdeniz Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Tourism Today Genel Yayın Yönetmeni Haluk Özsevim yönetimindeki “Pandemi Sonrası Gastronomi Turizminde Motivasyon ve Sürdürülebilirlik” konulu bir diğer oturumun konukları, Adana İl Kültür ve Turizm Müdürü Sabri Tari, turizmci ve danışman Cem Kınay ile Hapimag Resort Operasyonları Türkiye Direktörü Kerem Demirkol oldu. Gazeteci, yazar, MDD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Slow Food İzmir Bardacık Birliği Lideri Nedim Atilla’nın moderatörlüğündeki “İyi, Temiz ve Adil Gıda…” panelinde ise Slow Food Adana Birliği Lideri Pırıl Bilici, Slow Food Tarsus Birliği Lideri Yasmina Lokmanoğlu ve ÇUKTOB Başkanı, TÜROFED ve TURYİD Yönetim Kurulu Üyesi Tayyar Zaimoğlu iyi, temiz ve adil gıdanın geleceğini masaya yatırdı. Hürriyet Gazetesi Yazarı ve MDD Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Erke moderatörlüğündeki “Geleceğe Bakış: Dijital Gastronomi” başlıklı son panelin konuğu ise, MDD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği Başkanı Osman Serim oldu.

Adana’nın lezzet hazineleri dijital dünyada

Festival boyunca, Perulu şef Bruno Santa Cruz ve İtalyan şef Matteo Bertuletti şef Türev Uludağ eşliğinde “Lezzet Durakları”nı gezerken; bir yandan da Gastronomi Dergisi yazarı Aliye Gümüş sunuculuğunda gerçekleşen “Adana Yerel Yemekleri Atölyesi”nde Adanalı kadınların geleneksel mutfak zenginliğini yansıtan yemek yapımları izlendi. Festival akışı içerisinde; yöreye özgü ürünlerin hasat ve üretim süreçleri, sokak lezzetlerinin incelikleri, kentin asırlık çınarları ekranlara taşındı.

4. Uluslararası Lezzet Festivali, Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın trio konseriyle Adana lezzetlerine müzikle renk katarak kapanışını yaptı.

4. Uluslararası Lezzet Festivali’nin tüm programı festivalin YouTube kanalı üzerinden tekrar izlenebiliyor. (https://www.youtube.com/c/AdanaLezzetFestivali01)

Tamamını Oku