Connect with us

Röportaj

Denizden TRİLYE çıktı

“Bildiklerimi halkımızla paylaşmak, mutfağımızın gelişmesine katkıda bulunmak, doğru bilinen yanlışları aktarmak misyonum.” diyen Trilye’nin kurucusu Süreyya Üzmez ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Yayınlanma zamanı

-

Trilye… Türkiye’nin iddialı ‘seafood’ restoranlarından biri. Hızla büyümeye, gelişmeye ve ilerlemeye de devam ediyor. “Bildiklerimi halkımızla paylaşmak, mutfağımızın gelişmesine katkıda bulunmak, doğru bilinen yanlışları aktarmak misyonum.” diyen Trilye’nin kurucusu Süreyya Üzmez ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

•Balık Sevdası ve Trilye’nin Meze Yolculuğu’ndan sonra şimdi yeni kitabınızı okurlarınızla buluşturuyorsunuz. Kitabınız hakkında konuşmaya başlamadan önce, biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Başarı hikâyenizi dinleyebilir miyiz sizden?
Eşim de ben de emekliyiz. Pardon! İş değiştirdik. Çünkü memuriyette geçen yıllarda da ben aynı işi yapıyordum. Genelkurmay Başkanlığı Sosyal Hizmetler Başkanlığı görevinde bulundum. Genelkurmay ve Milli Savunma Bakanlığı’nın değişik binalarda ve ana karargâhtaki yemek ve ikram işlerini yürütüyordum. Büyük operasyondu. Her gün 35 çeşit yemek üretimi yapılan bir tesisin sorumlusuydum. Eşim Mahmure de bankacıydı ama o da bir yemek aşığıydı. Boş vakitlerinde (!) bankadan geldiği geç saatlerde rokoko hazırlardı. Çok tutmuştu rokokosu. Bu yüzden Askeri Şura Salonu’nda Emekli Tuğgeneral Hüseyin Çetinkaya’dan takdirname bile almıştı.


Eşim İstanbul’da doğup büyümüş. Sonra benimle Kıbrıs, Siirt ve Ankara’da bulundu. Çanakkale’de denizin dibinde yaşamımı sürdürürken daha sonra bir başka Boğaz’ın yanına, İstanbul’a Kuleli Askeri Lisesi’ne girdim. Sonraları denizden fiziksel olarak koptum, karacı subay olarak, akarsuları, gölleri sevmeye çalıştım. Van’da Akdamar Adası’na dalmaya, yüzmeye giderdik. Sonunda Ankara’ya Türkiye’nin en iyi deniz ürünlerini getirip işlemek için Trilye’yi kurduk. “Karaya vurmuş balina” diye takılıyorum kendime zaman zaman.

•“Trilye’nin Oltasına Takılanlar” üçüncü kitabınız olarak raflarda yerini bulmaya hazırlanıyor. Neler anlattınız bu kitabınızda?
Trilye’de yemek yiyip fotoğraf aldığım, daha sonra da başarı hikâyelerine hayran kaldığım ünlü isimleri Türkiye’de ve dünyada ses getiren insanları anlattım. Üniversitelerde girişimcilik derslerinde yardımcı ders kitabı bile olabilir. Sekiz yıl Sabah gazetesinin Ankara ve Güney ekleri ile beş yıldır da Milliyet gazetesinin Ankara ekinde yazdığım yazıları toplayıp derledim. Bir öykü ile giriş yapıp tanıttığım kişi arasında korelasyon kuruyorum. Kişinin başarılarını anlatıp insanlara yön verecek vurucu bir sözle bitiriyorum.

•Trilye, Ankara’nın kalbine mesken edinmiş bir restoran. Her mekânı ve konsepti hızlı bir şekilde tüketen Ankara’da bu sağlam yeri edinebilmenin sırrı nedir?
Çalışmak, çalışmak, çalışmak! 100 metre değil, maratona çıktığımıza inandırmak… Günübirlik hiçbir zaman düşünmedik. Cumhuriyet tarihinden bu yana Ankara’da fine-dining restoranlarının kalıcı olmayışlarının nedenini araştırıp ısrarla üzerine gittik. “Yenilenmeyen yenilir” ilkesine bağlı kalarak sürekli yenilik yaptık. 16 yıldır yükselen bir grafiğimiz olmasına rağmen bu işe yeni başlamış gibi hareket ettik. Biliyoruz demedik, öğreniyoruz dedik. Uzun yıllar dürüstlüğümüzden taviz vermeden ilerledik. Ankara’nın kalbinde güven oluşturduk. Müşteri sözcüğünü kaldırdık. Konuklarımız olarak gördük onları her zaman. Özel hissettirdik. Sıfır risk denilince akla ilk gelen mekân olduk.

• Dünya gastronomisindeki yenilikleri yakından takip ediyor musunuz? Sizce gelişen teknoloji ve bilgiler ülkemizde yeterince uygulanıyor mu?
Bütün dünyayı takip ediyorum. TRT’de yayınlanan “Dünyanın Türk Şefleri” çekimlerinde Japonya’dan Amerika’ya kadar program yaptım. Her ülkede geleneksel, füzyon mutfaklarını ve Michelin yıldızlı restoranları inceledim. Gelişen teknoloji ve bilgiler ülkemizde yeterince uygulanmıyor. Bilemiyorum uygulanmalı mı acaba? Biz gelenekselin üzerinde yürüsek, kendi pişirme tekniklerimizi geliştirsek, başkası olmak yerine kendimiz olsak daha iyi olur kanısındayım.

• Edindiğiniz bilgileri ve deneyimlerinizi, yer yer çıkardığınız kitaplarınızla ve görsel basın aracılığıyla halkımızla paylaşıyorsunuz. Edinmeyi amaçladığınız misyonunuzu nasıl tanımlarsınız?
Bildiklerimi halkımızla paylaşmak, mutfağımızın gelişmesine katkıda bulunmak, doğru bilinen yanlışları aktarmak elbette misyonum. Çocuklara balık sevdirmek, tat ve koku konularında onları doğal ürünlere alıştırmak, kendi çabalarıyla bir yerlere gelmeye çalışan insanları tespit edip ellerinden tutmak benim görevlerim arasında.

• Son yıllarda yeni açılan deniz ürünü restoranlarının sayısında ciddi bir artış görüyoruz. Sizce bu artışın nedenleri nedir?
Balık, kaliteli hayvansal protein oluşu ve sayısız yararlara sahip olması nedeniyle her zaman ‘trendy’. Ama ülkemizde deniz ürünleri hammaddesinin maliyetli oluşu da bu restoranların en büyük tehdidi. Bu nedenle bu artış bir süre sonra mezeciliğe dönüşüyor. İsim yapmış pek çok mekânda, 20 çeşit mezenin arasında lakerda, ahtapot, karidesi zor buluyor insanlar. Ama her şeye rağmen balık trendi devam edecek. Çünkü balık demek, sağlık demektir.

• Yakında gerçekleştirmeyi planladığınız projelerinizden bahsedebilir misiniz?
“Dünyanın Türk Şefleri” programına zaman bulduğum sürece devam edeceğim. Fox TV’de pazar günleri “balık raporu” vermeye başladım. İnsanlara balığı, denizlerimizi tanıtmaya devam edeceğim. Milliyet Cadde’de yazdığım yazıları da kitap haline getiriyorum. Nisan ayında Bebek’te Trilye’nin şubesini açıyoruz. Restoran, dergi, kitap, gazete ve televizyon çalışmaları devam edecek. Durmak yok; bisiklette giderken durursanız düşersiniz. Bol balıklı ve sağlıklı bir sezon diliyorum.

_ Mutfak Magazin | Sayı 5 | 2016 Kasım

Tamamını Oku
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Röportaj

MESLEK FABRİKASI

Meslek Fabrikasında verilen kurslar arasında yiyecek içecek hizmetlerine dair eğitimler de var. Oldukça ilgimizi çeken Meslek Fabrikası’nı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Projeler Dairesi Başkanı Dr. Fatma Aytug Balcıoğlu’yla konuştuk.

Published

on

İzmir Büyükşehir Belediyesinde 2006 yılında Meslek Edindirme ve Beceri Kursları olarak başlayan ve İzmirlilere ücretsiz olarak mesleki eğitim sağladığı birimi, Meslek Fabrikası Şube Müdürlüğü’yle İzmirlilerin hayatına dokunuyor.

Yapımı 1870’li yıllara dayanan ve kentin geçmişine tanıklık eden Tarihi Un Fabrikası İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek “Meslek Fabrikası” adıyla hedef odaklı hizmet anlayışı ile alanında uzman kadrosunu ve kursiyerlerini yeni bir isim ve etkileyici bir bina ile buluşturmuş.

İstihdama yönelik olarak mesleki eğitim verilen MESLEK FABRİKASI kursları, sürekli güncellenmesinin yanı sıra, yoğun ve hedef odaklı. Şimdiye kadar 10 kurs merkezinde yaklaşık 60.000 kursiyere eğitim verip, 28.666 kursiyer ise MEB onaylı sertifika almıştır.

Meslek Fabrikasında verilen kurslar arasında yiyecek içecek hizmetlerine dair eğitimler de var. Oldukça ilgimizi çeken Meslek Fabrikası’nı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Projeler Dairesi Başkanı Dr. Fatma Aytug Balcıoğlu’yla konuştuk.

İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak İstihdam sağlamak amacıyla çok başarılı bir projeye imza attınız, peki kurs alan öğrencileriniz arasında hangi yaş grubu çoğunlukta?

16 yaş üzeri okuma-yazma bilen herkes kurslarımıza katılım sağlama hakkına sahiptir. Kursiyerlerimizin yaklaşık olarak yarısı 15-30 yaş aralığında, yüzde 30 kadarı da 30-45 yaş arasında, yüzde 18 kadar da 45-60 yaş arası kursiyerimiz var. Kursiyerlerimizin %2sini de 60 yaş üzeri oluşturmakta.

108 yıllık un fabrikasını meslek fabrikasına dönüştürdünüz, bu fabrikanın içinde hangi meslek kursları veriliyor?

Kurslarımız oldukça çeşitli. Pastacılık, Autocad, Grafik ve Animasyon, 3D Max, Bilgisayar Destekli Muhasebe, Bilgisayar Kullanımı, Bilgisayarda Hızlı (F) Klavye Kullanımı, Düz Dikiş Makineci, Overlok – Reçme Makineci – Ütücü, Kadın Giysileri Dikimi, İşaret Dili, İngilizce, PLC, Sahne Makyajı, Temel Makyaj, Cilt Bakımı, Sıhhi Tesisat Armatür Montajcısı ve Onarımcısı ve Topraksız Tarım

Kurslarını tamamlayan öğrencileriniz arasından iş sahibi olanların sayısı oldukça fazla, öğrencilerinizin istihdamı ile ilgili nasıl bir yol izliyorsunuz?

Mesleki eğitimlerimizden mezun olan kursiyerlerimizi iş gücü piyasası ile buluşturmak amacıyla Meslek Fabrikası bünyesinde “İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimini” kurduk. İzmir’e özgü bir istihdam politikasının geliştirilmesine katkıda bulunmak, başta dezavantajlı gruplar olmak üzere, İzmir’deki işsiz nüfusun iş gücüne katılımını desteklemek, İş gücü yapısı ve sektörler bazında personel, eğitim, nitelik gibi ihtiyaçları belirlemek ve kamu, özel ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yürütmek hedefleri doğrultusunda çalışan birimimiz aynı zamanda İŞKUR hizmet noktası olarak da görev yapmaktadır.

Kurslarımızdan mezun olan kursiyerlerin iş bulma sürecini hızlandırmak amacıyla firma görüşmeleri ve sektör buluşmaları düzenliyoruz. Kursiyerlerimize iş arama ve özgeçmiş hazırlama rehberliği yapıyoruz.

Meslek Fabrikası’nın gelişimi ve kurs alan öğrencilerinizin iş imkanlarına ulaşması için iş birliği yaptığınız kurumlar hangileridir?

Mesleki eğitim çalışmalarımızı Üniversiteler, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Meslek Odaları, Sivil toplum kuruluşları, Çalışma ve İş Kurumu İzmir İl Müdürlüğü ve diğer Kamu Kurum ve Kuruluşları iş birliği ile gerçekleştiriyoruz. Kentteki kurumlarla sürdürülebilir bir iş birliği yapısının oluşturulması hedefinden hareketle, yereldeki aktörlerin esnek bir yapı etrafında bir araya getirmek amacıyla Yönlendirme Kurulu oluşturduk. İş gücü piyasasında söz sahibi olan kurumların bir araya geldiği bu yapı mesleki eğitim programlarımızın kentimizin ihtiyaçları doğrultusunda belirlenmesi, güncellenmesi ve mezun kursiyerlerimizin iş gücü piyasasına dahil olması sürecinde bizleri yönlendirmektedir. 

Yiyecek içecek hizmetleri kurslarınızın alt başlıkları nelerdir?

Bu kapsamda aşçılık, pastacılık, sütlü tatlılar hazırlama ve çikolata yapımı kurslarımız bulunuyor. İleriye dönük kurs planlarımızda pizza, gevrek, boyoz yapımı ve dünya kahvelerine yönelik olarak barista eğitimi vermeyi planlıyoruz.

Gastronomi ile ilgili kurslarınız arasından özellikle pastacılık kursu ön planda, katılımcılarınızı başarılı buluyor musunuz?

Son zamanlarda pastacılık sektörü oldukça büyüdü. Bu büyümenin sonucu olarak sektörde nitelikli eleman ihtiyacı ortaya çıktı. Bu ihtiyacı karşılamak amacıyla Meslek Fabrikası’nın giriş katını pastacılık kursları için özel olarak düzenledik. Kursa katılacak kursiyerlerimizi sektörünün ihtiyaçlarına yönelik belirlediğimiz kriterler ile seçtik.

Profesyonel eğitmenlerimiz ile birlikte kısa süre içinde büyük gelişim gösteren kursiyerlerimiz, birbirinden ilginç tasarımlı pasta, çikolata, kurabiye ve hamur işlerine imza atıyor. Hafta içi her gün devam eden eğitimlerde klasik lezzetlerimizin yanı sıra şeker hamurundan çizgi film karakterli pasta ve kurabiyeler pişiriyorlar. Dört ay süren eğitimin sonunda pastacılığın püf noktalarını öğrenen kursiyerlerimiz Millî Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika almaya da hak kazanıyor. 

Türkiye’de belediye tarafından verilen ilk “Topraksız Tarım” kursu sizin bünyenizde faaliyetine devam etmekte. İlk ve tek olma başarınızı nasıl değerlendirirsiniz?

Yerelde kalınma hedefiyle Türkiye’ye örnek projelere imza atan İzmir Büyükşehir Belediyesi tarım üreticilerine destek ve rehberliğini Topraksız Tarım uygulama ve eğitimleriyle sürdürüyor. İlçeler arasındaki gelişmişlik farkının azaltılması amacıyla Dikili ve Kınık’tan başlayarak diğer ilçelere yayılan Topraksız Tarım projesi kapsamında Dikili’de Eğitim serası kuruldu. Ayrıca Foça Cezaevinde kurulan Topraksız Tarım serasında hükümlülere eğitim verildi.

_ Mutfak Magazin | Sayı 9 | 2017 Ağustos-Eylül

Tamamını Oku