Connect with us

Yazarlar

KUZU İLE İLGİLİ TÜM PİŞİRME YÖNTEMLERİ VE TEKNİKLERİ

Pişirme Yöntemleri; Çevirme, Sous Vide, Kendi Suyu ile Pişirme, Buharda Pişirme, Izgarada Pişirme, Fırında Kızartma, Fırında Pişirme, Soteleme, Derin Yağda Kızartma…

Yayınlanma zamanı

-

Pişirmenin iki temel yöntemi vardır; gıdalar kuru ısı veya nemli ısı ile pişirilebilir. Her yöntemin kendi içinde gösterdiği değişiklikler geniş seçenekler oluşturur. Kullanılacak metodun seçimi, pişirilecek gıda ve istenilen sonuca göre değişir.

Sulu pişirme yöntemleri:

  1. Haşlamak (boiling)
  2. Buharda pişirmek (steaming)
  3. Suda pişirmek (poaching)

Kuru pişirme yöntemleri:

  1. Rosto (roast) veya fırında pişirmek (baking)
  2. Izgarada kızartmak (grill)
  3. Yağda kızartmak (frying) veya sote etmek (sauteing)

Az suyla yahni usulü pişirmek (stewing) veya kavurmak (braising) kuru ve nemli ısı pişirme tekniklerinin kombinasyonudur. Aşağıdaki bölümde teknikler kısaca tanımlanmıştır.

PİŞİRME YÖNTEMLERİ
Günümüzde, kuzu etinin pişirilmesinde, barbekü ve ızgara çok fazla tercih ediliyor. Izgara; etin üstünlüğü, fırında pişirilmiş ve tavada kızartılmış etinkileri bir arada içerir. Izgara, barbekü gibi kuru pişirme yönteminin ilkesi; etin yüzeyini güçlü bir sıcaklıkla pişirerek yani mühürleyerek, etin aromasını, suyunu korumasını sağlamaktır. Bu yöntem, kuzu etiyle pek çok sağlığa yararlı ve lezzetli yemek hazırlamayı sağlar.

Çevirme (Kuzu Çevirme)

Yılın her günü yapılabilen kuzu çevirme (Sırık Kebabı) yapımı zor bir yemek türüdür. Mevsimine göre, kuzu ya da oğlaktan yapılır. Şubat-Mart aylarında kuzu ile başlayıp, Ağustos’a kadar devam eder. Ağustos ayından itibaren genelde oğlaktan yapılır. Kuzu ya da oğlağın, çevirmenin yapılacağı gün kesilmesi şarttır. En geç iki saat içinde ateşin karşısına konması gerekir. Pişirilmesinde, çıralı çam odunu kullanılır. Kesilen kuzu ya da oğlak ağaç sırığa geçirilir. Ön bacakları kesilip, koltuk altına sokulup arka ayakları da bağlandıktan sonra, içine iri tuz koyarak ağaç çöplerle içindeki tuzlu su akmasın diye dikilir. Ocağa konduktan yarım saat sonra, hayvanın içinden çıkan iç yağıyla etler yağlanır. Ocak bir saat kadar yavaş yakıldıktan sonra hızlandırılır. Pişme süresi ortalama 3 saattir.

Pişmeden 15 dakika önce, karın bölgesi yarılarak içindeki tuzlu su tavaya alınır ve etlerin üzerine dökülerek tuzlanması sağlanır. Bu yüzden yerken tuz konulmaz. Yerken yanında isteğe göre salata, yoğurt ya da ayran meşrubat tüketilir. Etlerden akan yağa da ‘serit’ adı verilir. Tavaya biriken bu serit, isteğe göre ekmekle ya da yemeklere katılarak tüketilir. Yemeklere büyük ölçüde lezzet verdiği için oldukça rağbet görür.   

Sous Vide

‘Sous vide’, uzun süre düşük sıcaklıklarda, ürünleri vakum altında, ambalaj içinde pişirme yöntemidir. Sous vide iki temel açıdan geleneksel pişirme yöntemlerinden farklıdır; (i) çiğ gıda, (ii) gıda tam kontrollü ısıtma (basınç, sıcaklık, süre) ile pişirilir. Vakum ambalaj pişirme sırasında uçucu aroma ve buharlaşma kayıplarını önleyerek daha az yemek oksidasyonu sağlar. Böylelikle daha fazla mineral, B1, B2 ve C vitamini ile sebze ve etlerin tadına ulaşılır. Özellikle besin değeri yüksek, lezzetli ve besleyici daha az yağ, daha az baharat ve tuz ile yemekler Türk damak tadına uygun yemekler elde edilmektedir. Vakum ambalajlar sızdırmaz özellikleri ile aerobik bakteri üremesini azaltır ve gıda için su (veya buhar), termal enerjinin verimli/hızlı transferini sağlar. Hassas sıcaklık kontrolü büyük önem taşımaktadır. Hızla değişen çalışma/yaşam koşulları, ürünlerden kalite ve kolaylık beklentileri tüketime hazır gıdalar için yeni bir pazar oluşturmuştur. Sonuç olarak, sous vide gibi minimal işleme teknolojileri ürünleri, doğal haline en yakın şekilde nihai tüketiciye ulaştırabilmektedir. Aslında Sous vide; “vakumlu ambalajlanmış gıdaların daha sonra pişirilmiş, soğutulmuş ve soğuk zincirde saklandığı bir süreç” olarak da tanımlanır. Bu yöntemde yüksek duyusal kalitedeki ürünler, damak tadına düşkün tüketici beklentilerini daha fazla karşılamaktadır.

Kendi Suyu İle Pişirme (Stewing)

Kendi suyu ile pişirme, İngilizce karşılığı ‘stewing’ olan bir pişirme yöntemidir. Bu yöntemi kullanmaktaki amaç diğer haşlama yöntemleri ile aynıdır. Gıdanın kendi suyu ile pişirme yöntemi, gıdanın türüne göre farklılık arz edebilir. Bu pişirme yöntemi ile gıdanın içerisinde bulunan besin öğeleri kaybı en az seviyededir. Gıdaya dışarıdan su eklenmediği ve gıdanın kendi suyunun buharlaştırılmaması anlaşılmamalıdır. Gıdanın türüne göre lezzet en üst seviyededir.

Gıdanın kendi suyu ile pişirme yönteminde zaman ve ısı kontrolü çok önemlidir. Pişirmede kullanılan kabın kapağı mutlaka kapalı olmalıdır. Gıda, kapalı kap içerisinde kendi kendine kısık ateşte kaynamaya ve suyunu çektirmeye bırakılır. Pişme sırasında kapak sık açılırsa kaptan buhar çıkışı olacağı için gıda lezzetini kaybedebilir. Fakat bu kapağın hiç açılmadan gıdanın kendi başına pişmeye bırakılması olarak ara sıra karıştırma işlemi uygulanması da gerekebilir. Karıştırma işlemi uygulanmaz ise gıda yanabilir. Hemen hemen tüm gıdalara uygulanabilir; ancak en çok et pişirmekte tercih edilir. Bu yöntem ile pişirilen yemekler tekrar ısıtılmaya uygun değildirler. Bu yemekler ocaktan indikten sonra servis edilmelidir. Bu nedenle porsiyon sayısı ve miktarı pişirme sırasında çok önemlidir.

Buharda pişirme Yöntemi
Buharda pişirme en sağlıklı pişirme yöntemlerinden biridir. Özellikle Uzakdoğu ve Çin mutfaklarında sıkça kullanıldığını görmekteyiz. Yemeğin içindeki tüm malzemelerin; et, balık, ve sebzenin kokusu, lezzeti, rengi ve lifleri buharda pişirildiğinde kızartma ve haşlama tekniklerine göre daha iyi korunur.

Izgarada Pişirme (Grilling/Brolling)

Gıdaları ızgarada pişirme yöntemi, İngilizce karşılığı ‘grilling’ ya da ‘brolling’ olan bir kuru ısıda pişirme yöntemidir. Izgarada pişirme yöntemindeki amaç diğer pişirme yöntemlerindeki amaçlar ile aynıdır; ancak tüm pişirme yöntemlerinde olduğu gibi farkı gıdaya katmış olduğu lezzettir. Gıdaların yapısında bulunan besin öğeleri gıdaya uygulanan ısı derecesi, ısının gıdaya uzaklığı, ısının gıdaya temas yolu gibi çeşitli unsurlara göre lezzet kazanırlar. Izgarada pişirme yönteminde gıdalar doğrudan ateşe maruz kaldıkları için yapılarında bulunan besin öğelerinin lezzeti diğer pişirme yöntemlerine göre daha farklı olur.

Izgarada pişirme yönteminde; kömürle, elektrikle ve gazla çalışan mangallar (barbekü) kullanılmaktadır. Kömürlü mangallar genellikle alttan ısıtmalı olur. Ancak elektrikli ve gazlı barbekülerde ısıtma hem alttan hem üstten olabilir.

Bu yöntem ile genellikle kırmızı ve beyaz etler, balıklar ve deniz ürünleri pişirilmektedir. Aynı zamanda sebzelerin pişirilmesinde kullanılan bir yöntemdir.

Fırında Kızartma (Roasting)

Gıdaları fırında kızartma yöntemi, İngilizce karşılığı ‘roasting’ olan bir kuru ısıda pişirme yöntemidir. Fırında kızartma yöntemindeki amaç diğer pişirme yöntemlerindeki amaçlar ile aynıdır ancak tüm pişirme yöntemlerinde olduğu gibi farkı gıdaya katmış olduğu lezzettir. Gıdaların yapısında bulunan besin öğeleri gıdaya uygulanan ısı derecesi, ısının gıdaya uzaklığı, ısının gıdaya temas yolu gibi çeşitli unsurlara göre lezzet kazanırlar. Fırında kızartma yönteminin diğer yöntemlere göre en büyük avantajı ve farkı gıdaya uygulanan ısının gıdanın tüm yüzeyine eşit bir şekilde veriliyor olmasıdır.

Fırında kızartma işleminde gıdanın çok iyi pişmesi ve üst yüzeyinin kurumaması için gıdanın yağlanması gerekmektedir. Fırında kızartma işlemi daha çok kırmızı ve beyaz etlere, balıklara ve deniz ürünlerine uygulanır. Özellikle rosto yapımında tercih edilen bu yöntemde pişirilen gıdanın büyüklüğü, kemikli olup olmaması, etin içerisindeki kemik miktarı, fırın ısısı gibi birçok faktöre bağlıdır.

Fırında Pişirme (Baking)

Gıdaları fırında pişirme yöntemi, İngilizce karşılığı ‘baking’ olan bir kuru ısıda pişirme yöntemidir. Fırında pişirme yönteminde, gıda fırına verilmeden fırın ısısının pişirme sıcaklığına getirilmesi gerekir. Fırın ısısının kontrolü ve pişirme süresi önemlidir. Gıdaların fırında pişirilmesi sırasında gıdanın üst yüzeyinin kurumaması için gıda kabının içine gıdaya temas edecek şekilde su eklenebilir, fırına buhar verilebilir ya da fırına bir kap içerisinde su konularak, su buharı oluşturulabilir.

Soteleme (Sauteing)

Gıdaları soteleme pişirme yöntemi, İngilizce karşılığı ‘sauteing’ olan bir yağda pişirme yöntemidir. Bu işlemin ülkemizde daha çok bilinen adı ‘kavurma’dır. Soteleme ya da kavurma yöntemi, gıdaların yüksek sıcaklıkta ve az miktarda yağ kullanılarak pişirilmesi yöntemidir. Bu pişirme yönteminin uygulanmasındaki amaç diğer pişirme yöntemlerinden farklı olarak hazırlanan gıdanın yüzeyinde az miktarda da olsa bulunan şekerin karamelize olmasını sağlayarak lezzet katmaktır. Şekerin karamelleşmesi 120oC’nin üzerindeki sıcaklıklarda gerçekleşir. Suda pişirme yöntemlerinde yemeğin sıcaklığı 100oC’yi geçmediği için (suyun kaynama sıcaklığı 100oC’dir) gıdanın karamelize olması mümkün değildir. Oysa yağda kızartma işlemlerinde yağın 180oC civarında kaynaması nedeniyle gıdanın ısısı da bu sıcaklığa yükselebilmekte, böylece gıdanın içerisinde bulunan şeker karamelize olabilmektedir.

Soteleme yöntemi bazen tek başına bir pişirme işlemi olabileceği gibi bazen başka bir pişirme yönteminin ön pişirme işlemi de olabilir. Kavurma işlemini evlerimizde en çok uyguladığımız gıda soğandır. Birçok yemeği yaparken soğanı yağda önce pembeleşinceye kadar kavururuz. Kavurma işleminin en çok uygulandığı diğer gıda maddesi, et çeşitleridir. Bunların dışında birçok gıda maddesine kavurma işlemi uygulanabilir.

Derin Yağda Kızartma (Deep Fat Frying)

Derin yağda kızartma işlemi, İngilizce karşılığı ‘deep fat frying’ olan bir yağda pişirme yöntemidir. Derin yağda kızartma işlemi evlerimizde yaptığımız normal kızartma işlemidir. Kızartma işlemi ile gıdanın içerisinde bulunan mikroorganizmalar öldürülür, gıdanın yapısında bulunan besin öğelerinin lezzeti farklılaştırılır, gıdaların görüntüsü ve cazibesi arttırılır. Yüksek ısı alan gıdanın yapısında bulunan şekerin karamelize olması sağlanır. Kızartma yönteminde, gıdanın yapısında bulunan su büyük oranda gıdanın içerisinde hapsedilir.

Derin yağda kızartma işleminde yağın sıcaklığı çok önemlidir. Gıdalar, yağ yeteri kadar kızmadan yağın içerisine atılırsa istenilen lezzet, görüntü ve gevreklik elde edilemediği gibi gıdanın olağandan fazla yağ çekmesine neden olabilir. Yağ içeriği yüksek olan gıdalar hariç (yağlı etler, sosis, jambon vb.) tüm gıdalara kızartma işlemi uygulanabilir. Yağ içeriği yüksek olan gıdalara da kızartma işlemi uygulamak mümkündür; ancak lezzet, görsellik, gevreklik vb. özellikler bakımından arzu edilen gibi olmayacağı için kızartılmamaları tavsiye edilir.

KUZUNUN BÖLÜMLERİ

But
Kuzunun arka ayaklarına but denir. Butların etleri yağsız ve yumuşak olur. Kuzunun en lezzetli bölümlerinden birisidir. Buttan çok güzel külbastı, tandır, kızartma, fırın ve şişler yapılır.

Pirzolalık kuzunun sırtındaki ön bölüm bütün olarak pişirilirse buradan güzel kızartmalar olur. Ancak daha çok bu bölümdeki kaburga kemikleri tek tek pirzola ya da kemiksiz pirzola (külbastı) olarak pişirilir.

Filetoluk kuzunun sırtındaki arka bölüm pirzolalığın devamıdır. Bu bölümün kaburga kemikleri bulunmadığından buradan pirzola yerine fileto çıkarılır. Bu etle çok lezzetli kızartmalar rostolar ve kotletler pişirilir. Aynı zamanda çok güzel külbastı ve şiş olur.

Kol
Ön bacakların üst bölümüne kol denir. Kuzunun bu bölümünden kızartmalardan çok, kuşbaşı kesilmiş et yemekleri, tas kebaplık yapılır. Haşlama, fırın, tandır, kuşbaşı sote gibi ve tüm tencere yemeklerinde çok verimlidir. Atalarımızın söylediği; ‘et alırsanız koldan, kız alırsanız soydan’ sözü, kol kısmının ne kadar verimli bir et olduğunu gösterir.

Döş
Kuzunun en yağlı bölümüdür. Kemiksiz eti çok azdır; bu yüzden kemikli olarak parçalanır. Sebze yemeklerinde, kuru fasulye ve nohut yemeklerinde kullanılır. Aynı zamanda dönerde, fırında ve ızgarada kullanılabilir.

Gerdan ve Baş
Kuzunun makbul olmayan bölümleridir. Bu yüzden kasaplarda bu bölgeler daha ucuzdur. En çok haşlamalarda, çorbalarda ve et suyu çıkarmak için kullanılır.

Sakatat

Bu bölüme; ciğerler, yürek, böbrekler, dalak, işkembe, bumbar, şirden, dil, baş, beyin, paça ve erkeklik bezleri (yumurta) girer. Kuzunun en körpe ve yumuşak yerleri buralardır. Her parçanın kendine özgü yemekleri vardır. Ancak bunlar durgun etler olduğundan hastalara ve sindirim güçlüğü çekenlere yedirilmemelidir ve mutlaka taze tüketilmelidir.

Uykuluk
Uykuluk son yıllarda en lüks lokantaların spesiyalleri arasına girmiştir. Çok hoş, lezzetli bir tadı vardır. Uykuluk pişirilmeden önce soğuk suyla, orta ısıdaki bir ateşe konur ve su kaynamaya başladıktan birkaç dakika sonra delikli bir kepçeyle alınarak suyu süzülür; sonra soğuk suya atılır. Burada kısa bir süre tutulduktan sonra zar gibi ince derisi çıkartılır. Kurulandıktan sonra pişirilmeye hazır hale gelmiş demektir ya da tercihinize göre direk ızgaraya koyabilirsiniz.

Tamamını Oku
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Bozkırın Göçebe Ev Sahibi: Türkmen Kültürü

Göçebe kültürün en başta gelen hayatta kalma şekli avcılık olduğu için et yemekleri, tarihte kayda değer bir yer taşımış Türkmen mutfak kültüründe.

Published

on

Göçebe bozkır kültürünün tarih boyu en önemli figürlerinden biri Türkmenler. Oğuz Boylarından bu yana Orta Asya’dan Anadolu’ya geniş bir coğrafyada yaşam süren, geçmişte göçebe bugün ise çoğunluğu yerleşik yaşayan Türk halklarıdır Türkmenler…

Türkmenlerin soyu Orta Asya’nın büyük bir kesimi olan Batı Türkistan’da yaşayan Oğuzlara dayanıyor. Şöyle bir yaşam alanlarına bakıldığında Sibirya stepleri üzerinden Güney Rusya ve İdil içlerine kadar ilerleyen Türkmenler bugün ise çoğunlukla Türkmenistan’da ve daha azınlık olarak Tacikistan, Özbekistan, Kazakistan, Afganistan, İran, Suriye ve Türkiye’de yaşamakta.  Göçebelik faktörünün yanı sıra 70 yıl boyunca SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği)’ne bağlı yaşayan Türkmen mutfağının karakteristik özelliklerini bir nebze kaybetmiş olması nedeniyle tüm bu bölgelerdeki kültür ve ananeler ile entegre olmuş bir mutfak çıkıyor karşımıza.

Türkmen Sofrasının Olmazsa Olmazı; Et…

Göçebe kültürün en başta gelen hayatta kalma şekli avcılık olduğu için et yemekleri, tarihte kayda değer bir yer taşımış Türkmen mutfak kültüründe. Yerleşik hayata geçince de et yemekleri baki kalmış. Günümüzde de Türkmenlerin faydalandığı et türleri bölgelere göre değişkenlik gösterse de genel olarak keklik, yaban ördeği, yaban kazı, ceylan, geyik, tavşan, balık vb… Aynı sebeplerden dolayı hayvansal yağ kullanımı da oldukça yaygın bu kültürde. Her ne kadar son yıllarda pamuk yağı üretimi artmış da olsa en çok tüketilen yağ çeşitleri sade yağ, kuyruk yağı ve iç yağı… Türkmen mutfağında et yemeği denince akla gelen ilk tarif ise “katıldı aş”tan türeyen “katıklaş” adı verilmiş olan sulu ve pirinçli et yemeği.

Türkmen kültüründe eti uzun süre muhafaza etmek için çoğunlukla kullanılan iki yöntem var: “Karın” (koyun işkembesi) içinde saklama ve tuzlayarak saklama. Et kuşbaşı doğranıp kendi yağında kavrulur ve bu ‘kurma’ yani kavurma ‘karın’ içerisinde saklanır. Tuzlama yönteminde ise et kemiğinden ayrılır, ince ince dilimlenir, tuzlanıp güneşte kurutulduktan sonra bu şekilde muhafaza edilir.

Kış mevsimi sona ererken, hayvanlar yavrulamaya başladığında süt ve süt ürünlerinden yapılan yiyecek ve içeceklerin de dönemi gelmiş olur. Bahar, yaz ve sonbahar döneminde daha çok tüketilen bu ürünler arasında katık, goyutmak (ağız), çal, ayran, gaymak, süzme (torba yoğurdu), gurt gibi ürünler var. Deve sütünden hazırlanan ayran ve kaymak ise süt ürünlerinin en değerlilerinden ve genellikle misafirlere ikram ediliyor.

Son yıllarda artan sebze üretiminin yanı sıra turfanda sebzecilik yok denecek kadar az Türkmen kültüründe.

İlk pişen ekmek misafirin hakkı.

Tüm Türk boylarında olduğu gibi Türkmen mutfağının diğer önemli elemanı ise bozkır kültürünün gözbebeği ekmek. Tandır bu kültürün mimarı. Hemen her evde bulunan tandır leziz ekmeklerin sıcacık yuvası. Sütlü, yumurtalı, yağlı ekmek çeşitleri ve Petir ekmeği yaygın olarak üretilen ekmeklerden. Ekmek demişken yaygın bir kuraldan bahsetmemek olmaz: İkram edilen ekmeği misafir iki elle bölmeli Türkmen kültüründe; aksi durumu günah olarak kabul ediliyor ve ilk pişen ekmek ev halkı dışında kimseye ikram edilmiyor.

Ekmek yapılırken “kendirik”te (bir dokuma türü) un, kepeğinden ayrılmak üzere eleniyor, “hamir çanak” adı verilen tahta kap içine konulduktan sonra su, tuz ve maya ile yoğruluyor. Ekmek daha iyi pişsin diye “dürtgüç” (uzunca çiviler bulunan bir tür alet) ile hamur üzerinde delikler açılıyor.

Türkmen kültüründe günlük bir tatlı yeme alışkanlığı yok desek, yanlış söylemiş olmayız. Tatlı yerine daha çok taze ve kuru meyve tüketmeyi tercih eden Türkmenler, tatlı tariflerini ise misafirlerine ve özel günlere saklıyor. Örneğin düğünlerde gelinin arkadaşlarınca yapılan hafif bir hamur tatlısı olan “şekşeki” ve kız evlendikten 40 gün sonra damadın akrabalarınca hazırlanıp kızın ailesinin evine ‘ilişkiler tatlı olsun’ diye götürülen “katlama” Türkmen mutfağının önemli tatlılarındandır. Un, süt ve yumurta ile hazırlanan ve tandırda pişirilen “külçe”, katlamanın başka bir versiyonu olan “possuk” ve daha çok çocukları için pişirilen “pişme” ise diğer tatlı türlerinden.

Toyda bolluk için çift, matem tekrar yaşanmasın diye tek tabak…

Orta Asya kökenli en kalabalık ve geniş Türk boyu olan Oğuzların birçok geleneğini sürdüren Türkmenlerin mutfak kültürü de aynı oranda önemli. Mutfak adeta Türkmenlerin hayatlarının içinde. Gelenekler, adetler bir köşesinden kenarından mutfakla buluşuyor. Her özel veya acı günde yine mutfakla bağdaşan kurallar devam ediyor. Örneğin düğünde ikram esnasında “toyda bolluk olsun” diye tek tabak değil iki tabak, cenazelerde ise tam tersine “başka ölüm olmasın, toplu ölüm olmasın, sırasız ölüm olmasın” diye iki değil tek tabak taşınıyor.

Bir diğer örneği ise çayla alakalı verebiliriz. Her akşam üstü mutlaka tüketilen çay da bu kültürün temel taşlarından. Türkmenler çayı “çeynek”te içerler.  Yaz kış yoğunlukla tüketilen çay, cenazelerde ise çeyneklere yarım konur, tam doldurulmaz.

Kış sonunda hayvanların yavrulamasıyla başlayan; bahar, yaz ve güz aylarında çoğalan süt ve sütten yapılan yiyeceklerle içecekler Türkmen mutfağında önemli bir yere sahiptir. Bunlar arasında da katık (yoğurt), goyutmak (ağız), çal, ayran, kaymak, süzme ya da torba yoğurdu ilk akla gelenlerdir.

Yeni evliliklerde ise bunlar gibi hoş adetler mevcut. Örneğin gelin yeni evine geldiğinde sağ elin sarı yağa, sol elini soğuk una batırır ki yeni ocağına bereket getirsin.

Türkmen geleneğine göre ikram sırasında bir tek tabak taşınmaz ya iki taşınır ya da tek tabak varsa mutlaka iki elle tutulur. Böylece “Düğünde, toyda bolluk olsun, bereket olsun yeni toylar kurulsun.” denmiş olur. Cenaze merasimlerinde ise tabaklar mutlaka tek elle taşınır. Bunun anlamı da “Başka ölüm olmasın, sırasız ölüm gelmesin.”dir…

Tuz ise bereket ve uğurun simgesi Türkmen kültüründe. Yeni bir eve gidilirken önce tuz götürülüyor, tuza basmak yerde tutmak günah sayılıyor, cenaze evlerinde bile misafirler mutlaka biraz tuz tadıyor. Türkmenler gelenek ve göreneklerini bu geniş ve bir o kadar mütevazı mutfak kültürü ile bir tutmuşlar. Bu kültürü sırtlarında kendilerinden bir parça olarak oradan oraya taşımışlar, geliştirmişler, özelleştirmişler. Türkmenler kültürlerine, yüzyıllar öncesinden süregelen tariflerine sahip çıkmışlar yapabildiklerince. Bu da onları değerli kılıyor bence; siz ne dersiniz?

Türkmen Pilavı:
İçindekiler:

4 su bardağı pirinç
500 g kemiksiz et
1 su bardağı çiçek yağı
4 orta boy kuru soğan
½ kg havuç
Tuz
Hazırlanışı
Kemiksiz et kuşbaşı doğrandıktan sonra soğuk suda yıkanıp tuzla karıştırılır. Sıvı yağ iyice ısıtılır, etler hafif kavrulur, üzerine ince soğan doğranır, soğan pembeleştikten sonra kibrit çöpü şeklinde kesilmiş havuçlar konur, üçü bir arada kısık ateşte kavrulur. Havuçlar iyice yumuşadıktan sonra kaynamış su konur, açık olarak 15 dakika daha kaynatılır. Ayrı bir yerde pirinç ayıklanır, soğuk suda yıkanır, kaynayan tencereye konulur, tenceredeki su pirincin iki parmak üzerinde olmalıdır. Gerekirse sıcak su ilave edilebilir. Orta ateşte suyu çekilinceye kadar pişirilir. Suyu çekilmeden önce tuz konur. Suyu çekildiğinde kapak sıkıca kapatılıp ateş kısılır. 10- 15 dakika sonra kepçe ile sadece üzeri karıştırılır, tekrar kapatılır. 20 dakika daha demini alması için beklenir.

Türkmen Kavurması

Yuvarlak ve ortası çukur sacın etrafına bilek kalınlığında hamurdan bir halka çevrilir ve yapıştırılır. 
Yağlı kuzu eti ufak kemikleri ve kuyruğu ile lokma lokma doğranıp sacın ortasına konulur. Üzerine tuz ve biber ekilip ara sıra tahta kaşıkla karıştırılır. Suyunu salıp çektikten sonra devamlı olarak çevrilerek kavrulunca, kavurmalar sacın etrafına çekilir. Ortasında kalacak olan yağının üzerine büyük kemiklerin suyu ve kabarmış nohut ile ilik gibi pişirilmiş bulgur pilavını dökülüp, yağ ile karıştırılır. 

Not: Türkmen kavurması yoğurtla daha lezzetli olur. Bu yüzden sofrada koyun yoğurdu bulundurmanız tavsiye edilir.

Katlama

Malzemeler
1 k un 
3 yumurta 
1 çorba kaşığı toz şeker 
100 g ekmek mayası (taze maya) 
1 su bardağı su 
Sıvıyağ 
Tuz 

Hazırlanışı
Mayayı ılık suda kabarmaya bırakılır. Un elenip mutfak tezgahının üzerine konulur ve ortası havuz gibi açılır. İçine yumurta, toz şekeri, tuz ve kabarmış maya koyulur. Yumuşak ve elastiki bir hamur elde edilinceye kadar iyice yoğurulur. (Gerekirse bir miktar daha su ilave edebilirsiniz.) Yumruk büyüklüğünde parçalar koparılarak, unlanan hamur tahtasında yarım santim kalınlığında açılır. Bir fırça ile üstü sıvıyağ ile yağlanır. Bir kenarından tutulup yuvarlayarak katlanır. Elde edilen katlanmış hamur bir ucundan başlanarak kendi etrafında kıvırılır. Tekrar oklava ile serçe parmak kalınlığında ve tatlı tabağı büyüklüğünde açılır. Tavada bol sıvıyağı kızdırılır. Katlamalar içine atılır ve çevrilerek iki tarafı altın rengi oluncaya kadar 4-5 dakika kızartılır. Kızarmış katlamalar tabağa alınır ve üzerlerine toz şeker serpilerek sıcak servis yapılır. İsteğe göre toz şekere toz tarçın katılabilir.

_Mutfak Magazin | Sayı 8 | Haziran Temmuz | Ufuk Akgün

Tamamını Oku

Genel

YAZ FERAHLIĞI

Çileğe hepimiz bayılıyoruz hem çok lezzetli hem de antioksidan özelliği ile başımızın tacı. Antioksidanlar kandaki zararlı toksin maddelerle savaşıyor ve yaşlanmaya karşı cildi gençleştiriyor.

Published

on

Sonunda yaz geldi. Bu kış her zamankinden uzun geçti sanki. Hava durumu mu ruh halimizi etkiledi, yoksa biz mi yaydığımız enerji ile iklimin dengesini değiştirdik, açıkçası bilemiyorum. Ama artık toparlanma zamanı. Kendimize daha çok vakit ayırmanın, iç sesimizi dinlemenin, doğayla daha çok iç içe olmanın zamanı.

Yediğimiz her lokma, içtiğimiz her damla kıymetli. Kendimiz ve sevdiklerimiz için iyi ve güzel beslenmeli, doğanın bir parçası olduğunu hatırlamalıyız.

Ben de son yıllarda set, tiyatro, ev, çocuk arasında koştururken daha dinç olabilmek için tarifler araştırıyor, daha doğal yaşamanın yollarını arıyorum. Son zamanlardaki favorilerim şekersiz, unsuz atıştırmalıklar ve doğal içecekler. 

Bu sayıda tam yaza yakışan, yaz boyu günün her saati içebileceğiniz hem ferahlatıcı hem de bağışıklık sisteminizi güçlendirecek 3 içecek tarifi oluşturdum sizler için. Üç tarifte çok kolay ve hızlı ve tabi ki şekersiz, doğal ve çok sağlıklı. Kırmızı soğuk çay, çilekli kefir ve şekersiz limonata.

Üç tarifte de bol bol taze nane ve çilek kullandım.

Çileğe hepimiz bayılıyoruz hem çok lezzetli hem de antioksidan özelliği ile başımızın tacı. Antioksidanlar kandaki zararlı toksin maddelerle savaşıyor ve yaşlanmaya karşı cildi gençleştiriyor.

Taze nane ise yaz boyu hem içimizi ferahlatacak hem de sindirim sistemimize destek olacak.

Kefire gelince, kefir mucize besinlerin başında geliyor. Probiyotik yönünden çok güçlü olan kefiri düzenli olarak tüketmek bağırsaklarımız, dolayısıyla bağışıklık sistemimiz için hayati önem taşıyor. Bilim adamları Kafkaslar’ın uzun ve kaliteli yaşamlarının sırrını su niyetine kefir içmelerine bağlıyor.

Bizim evde kefiri sadece ben ve 2 yaşındaki oğlum Taylan içiyorduk. Eşimi ve annemi de bu çilekli tarif sayesinde kefire alıştırdım. Yaz boyu siz de bol buz ve taze nane yapraklarıyla kendiniz ve sevdikleriniz için bu harika tarifi yapabilirsiniz.

Özellikle hazır içecekleri seven çocuklara bu ev yapımı doğal tariflerden mutlaka içirmenizi tavsiye ederim. Çok çok seveceklerdir. Hepinize afiyet olsun.

KIRMIZI SOĞUK ÇAY

Malzemeler:

1 litre su

3 tatlı kaşığı siyah çay

3 yemek kaşığı hibisküslü kuru meyve çayı

3 yemek kaşığı doğal bal

2-3 limon

2-3 dal taze nane

10 adet çilek

10 kalıp buz

Hazırlanışı:

Suyu kaynatın, siyah ve kuru meyve çayını ilave edip 10 dakika demleyin.

Çayı süzün ve balı ekleyin.

Limonları sıkın. Çilekleri dilimleyin. Nane yapraklarını saplarından ayırın.

Çay biraz soğuduktan sonra limon suyunu, çilek dilimlerini, taze nane yapraklarını ilave edin.

Buzdolabında 1 saat bekletin.

Sürahiye buz kalıplarını ekledikten sonra servis edebilirsiniz. Bal oranını damak tadınıza göre arttırabilirsiniz.

Afiyet olsun.

ÇİLEKLİ KEFİR

Malzemeler:

2 su bardağı kefir

10-15 adet çilek

1 muz

2 dal taze nane

1 çay kaşığı toz zencefil

Hazırlanışı:

Naneleri ve çilekleri yıkayın.

Çileklerin saplarını temizleyin.

Nane yapraklarını saplarından ayıklayın.

Bütün malzemeleri blenderden geçirin.

Çilekli kefirinizi bir sürahiye aktarın ve içine bol buz ve taze nane yaprakları ekleyin.

Servis ederken de bardaklara buz ve taze nane yaprakları ilave edebilirsiniz. Afiyet olsun.

ŞEKERSİZ LİMONATA

Malzemeler:

6 adet limon

4 su bardağı ılık su

½ su bardağı organik bal

4-5 dal taze nane

1 çubuk tarçın

3-4 karanfil

Taze zencefil (ceviz büyüklüğünde)

Servis için çilek dilimleri

Hazırlanışı:

Bir kaba 4 su bardağı ılık suya balı ilave edin ve tahta kaşıkla karıştırarak balın erimesini sağlayın.

Limonları sıkın ve kabuklarını hafifçe rendeleyin.

Taze nane yapraklarını saplarından ayıklayın.

Taze zencefili rendeleyin.

Çubuk tarçını, karanfilleri, nane yapraklarını, rendelenmiş zencefili, limon suyunu ve rendelenmiş limon kabuklarını ballı suya ekleyin ve karıştırın.

İçeceğinizi hazırladığınız kabın kapağını kapatıp 2 saat buzdolabında dinlendirin.

İnce bir süzgeçten süzün, kalan tortuyu da elinizle sıkarak iyice suyunun çıkmasını sağlayın.

Limonatayı ikram edeceğiniz bardağa bol buz, ince çilek dilimleri ve taze nane yaprakları ekleyin.

Afiyet olsun.

_Mutfak Magazin | Sayı 08 | Haziran Temmuz | Gizem Erman Soysaldı

Tamamını Oku